Türkiye’nin önde gelen ilk 500 şirketi açıklandı. Şüphesiz ki her biri kendi adına ülkemizin güzide kurumları. Ne var ki sıralamaya girenlerin sektörel dağılımına baktığımızda, halen geleneksel sektörler üzerinde var olma savaşı verdiğimiz gözüküyor.
Nitekim İSO’nun ilk 1000 listesinde de farklı bir görüntü yok. Uzun listeyi bırakıp, ilk 10’a mercek tutalım. Halen geleneksel sektörlerde öne çıktığımız ve bunların ülke ekonomisi içindeki ağırlığını, marka değerini tartıştığımız bir durum ortaya çıkıyor.
Oysa aynı fotoğrafı dünyada okuduğunuzda ilk 10’daki şirketlerin, son 15 yılda büyük ölçüde sıralamasının değiştiğini, teknoloji şirketlerinin ya da bu yolla mal ya da hizmet üretenlerin üst sıralara çıktığını görüyoruz.
Eski dünyada olsa, belki durum göz ardı edilebilirdi. Ama tüm dünyanın tek bir Pazar ve büyük bir köy haline dönüştüğü günümüzde, şayet ekonominizin lokomotifi olan firmaları ve sektörleri değiştirmeyi başaramadıysanız, sıkıntı büyük demektir.
O kadar büyük ki, dünyadaki ilk 10 listesinin, onuncu sırasındaki şirketin değeri, Türkiye’nin toplam büyüklüğünden daha yukarıda. Şayet bu değişimi doğru okuyamazsanız, markalaşmaya, pazarlamaya ya da ihracatta hâkim güç olmaya boşuna para harcarsınız.
Bugünkü halimizle dünya ekonomisinin içindeki büyüklüğümüz yüzde 1’i bile bulmuyor. Oysa öyle bir ekosistem içindeyiz ki, doğru sektörleri destekleyip, global firmalar yaratmak işten bile değil.
Dünyada köşelerin kalmadığı, yuvarlandığı, ama geldiğiniz noktada kalabilmenin de zorlaştığı bu ekonomi fotoğrafı içinde hem risk hem fırsat var. Fakat en büyük şirketler sıralamanıza bakacaksınız.
Şayet orada halen eski liste ile aynı fotoğrafı görüyorsanız durum tatsızlaşır. Zira dünya hologram teknolojisine geçerken, halen çektiğiniz siyah beyaz fotoğraflarla avunuyorsunuz demektir.
(Yazıyla ilgili görüş ve düşüncelerinizi yazarlar@sentezmedya.com.tr adresine göndererek yazarımızla paylaşabilirsiniz.)